Takrir-i
Sükun Kanunu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Şeyh Sait
isyanının yarattığı tehlikelerin ve olağanüstü şartların
ortaya koyduğu engelleri önlemek amacıyla, 4 Mart 1925 tarihinde
yürürlüğe girmiştir. Önce iki yıl için çıkarılan Kanun,
iki yıl daha uzatıldıktan sonra, 4 Mart 1929'da yürürlükten
kaldırılmıştır.
Takrir-i Sükun Kanununun çıkarılması ile ilgili Atatürk'ün
Nutuk'da yaptığı açıklama şöyledir;
"Takrir-i Sükun Kanunu'nun
ve İstiklal Mahkemelerini istibdat vasıtası olarak kullanacağımız
fikrini ortaya atanlar ve bu fikri aşılamağa çalışanlar
oldu. Biz, olağanüstü sayılan ve fakat kanuni olan tedbirleri,
hiçbir vakit ve hiçbir suretle, kanunun üstüne çıkmak için,
vasıta olarak kullanmadık, aksine memlekette düzen ve güvenlik
kurmak için uyguladık; devletin hayat ve bağımsızlığını
temin için kullandık. Biz o tedbirleri milletin medeni ve
sosyal gelişmesinde istifadeli kıldık. Bu sebeple, biz her
vasıtadan, yalnız ve ancak, bir görüşten istifade ederiz.
O görüş şudur: Türk Milletini, medeni dünyada layık olduğu
yere yükseltmek ve Türk Cumhuriyetini sarsılmaz temelleri
üzerinde, her gün, daha ziyade kuvvetlendirmek. Ve bunun
için de, istibdat fikrini öldürmek."